Teknoloji transfer ofisleri sağladıkları değeri ve yaptıkları etkiyi daha iyi açıklamak için yeni yollar bakarken, performans ölçütleri teknoloji transferi profesyonelleri arasında tartışılan gündem konularından bir tanesine dönüştü.

Birçok TTO hâlâ patent, lisans ve üniversite-sanayi işbirliği projelerine odaklanırken, kimi ofisler ise geleneksel verilerin ilerisine bakarak, daha sofistike yaklaşımlar sergiliyor ve günün sonunda ofisin eforlarının gerçek katkılarını ortaya koymayı hedefliyor. Bu değişimin tek amacı verimliliği belgelemek değil; aynı zamanda teknoloji transfer ofislerinin bağlı bulundukları kamu ajansları, etki ettiği bilim ve sanayi topluluklarının ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda oluşturulan ‘yapılacaklar listesi’ olma özelliğine sahip.

Teknoloji transfer ofisi konsepti ilk ortaya çıktığı geç 90’lardan bu yana bir hayli değişti. Önceleri geleneksel alanlarda patent ve lisanslama hizmetleri vermeye odaklanan ofisler, bugün üniversitelerin üretimi, sanayiyi ve pazarlara dönüştürmek, ileriye taşımak için yegâne aracı haline geldi.

Örneğin günümüzde üniversiteler ve teknoloji transfer ofislerinden bölgesel ekonomik kalkınmaya daha fazla katkıda bulunmaları bekleniyor. Yeni misyon ve vizyonların bir sonucu olarak, ofislerin bugüne kadar kullandığı başarı ölçütlerinin de güncellenme ihtiyacı doğuyor.

TTO’lar ile girişimlerin arasındaki yakınlaşma da yeni hedeflerin bir çıktısı olarak ele alınabilir. Girişimler, dev firmalardan daha sık istihdam fırsatları yarattıkları ve ölçeklerinden bağımsız olarak ihracat gerçekleştirebildikleri için bölgesel ekonomik kalkınmaya büyük etki yapabilme potansiyeline sahipler. Bundan yola çıkan bir yaklaşım, TTO’larınteknoloji ile onlara destek olarak misyonunu takip edebileceğini savunuyor.

Akıllardaki soru ise şu: Ofislerin girişimlere sağladığı destek seviyesi nasıl ölçülebilir? University of California’nın teknoloji transfer müdürü Ragan Robertson bu konudaki gözlem ve düşüncelerini şöyle açıklıyor: “Bence teknoloji transfer ofisleri paranın olduğu yerde daha aktif olmaları gerektiğinin bilincinde. Bu nedenle bugün daha fazla TTO yatırım şirketleri ve melek yatırımcılar ile daha iyi ilişkiler inşa etmeye bakıyor. Örneği yatırımcı özelinden soyutlayacak olursak, günümüzde TTO’lar için yeni başarı ölçütlerinin başında ne kadar bağlantıya sahip oldukları geliyor.”

Kimi TTO’lar kaç bağlantıya sahip olduklarını, belirlenen süre zarfında geçtikleri önemli etkileşimlere bakarak ölçüyor. Robertson’a göre, bu iletişim ortamının sağlanması TTO’ların gerçek etki potansiyellerine ulaşabilmesi için kritik önem arz ediyor.

TTO’ların gözünden girişimler ilginç bir noktada duruyor. Birçok üniversite bir yılda hayata geçmesini sağladığı girişim sayısı ile övünürken, TTO’lar ise destek verdikleri girişim sayısının gerçek bir başarı ölçütü olmayacağı kanısında. Bunun başlıca sebebi ise çoğu girişimin bir yaşına gelmeden başarısızlığa uğraması. Robertson bu nedenle, belli yatırım, organizasyonel yapı ve ticaret hacmine ulaşmış girişimlerin TTO’lar için değerli olduğu görüşünde.

Türkiye’de TTO’ların, üretilmesine aracılık ettiği teknolojiyi görece büyük sanayici bağlantıları ile hayata geçirmeleri, ülkemizdeki girişimcilik ekosisteminin kültürü ve hacmiyle henüz ayaklanmaya çalıştığı gerçeğinin göstergelerinden yalnızca bir tanesi.

Paylaş

Cevapla