Modern dünya insanında en sık karşılaşılan durumlardan biri de intihar düşüncesi. Her yıl dünya genelinde yaklaşık bir milyon insan intihar ederek yaşamını sonlandırıyor. İnsanlar genellikle bu konuda konuşmaktan rahatsızlık duyuyor. Bu nedenle de çoğu intihar vakası önceden tahmin edilemeyebiliyor.

Bilim insanları bu çok ciddi duruma bir çözüm getirmek için çeşitli yöntemler üzerinde çalışmaya başladı. En sonunda da intihar düşüncesini tespit edebilmek için beyin taramalarına dayalı bir bilgisayar programı geliştirdiler. Çalışma şu an için çok küçük bir çerçevede kalsa da ilerleyen zamanlarda zihinsel sağlık durumlarının teşhisi için kullanılabileceği öngörülüyor.

Nature Communications dergisinde yayınlanan rapora göre araştırmacılar, “kötülük” ve “övgü” sözcükleri hakkında düşünmelerini istedikleri -intihar düşüncesi olan ve olmayan-  iki grubu gözlemledi. Bu veriler ışığında geliştirilen algoritma kimin intihar düşüncesi olduğunu yüzde 91 doğru tahmin etti. Ayrıca birinin daha önce intihar girişiminde bulunup bulunmadığı da (yüzde 94) öngörebildi.

Çalışmaya toplamda 34 gönüllü katıldı. Gönüllülerin yarısı intihar düşüncesi olan kişilerden oluşuyordu. Gönüllüler olumlu, olumsuz ya da ölümle ilgili 30 kelimeyle karşılaştılar. Bunları okurken de fMRI adı verilen bir beyin taraması geçirdiler.

Gönüllülerin ölüm, sorun, kaygısız, iyi, övgü ve kötülük kelimelerine verdikleri yanıt iki katılımcı grubu arasındaki en büyük farklı ortaya çıkardı. Makine öğrenme algoritması sayesinde genel bir sonuç değil her katılımcı için bir sonuç elde edildi. 30 kelime içinden herhangi biri için programa sinirsel aktivasyon modellerinin hangi gruptan geldiği söylendi. Ardından kayıp kişinin sonuçlarını verip, algoritmadan bu kişinin hangi gruba ait olduğunu tahmin etmelerini istediler. Ve makine yüzde 91 başarılı tahminde bulundu.

Bilim adamları daha sonra aynı yöntemleri intihar girişiminde bulunan kişileri tahmin edebilen bir algoritma öğretmek için kullandı.

Beynimizde yer alan nöronlar belli konulara farklı tepkiler verebilir. Bu tepkilerin doğru şekilde ölçülebilmesi için bir durum karşısında beynin sadece harekete geçen bölgesinin incelenmesi gerekir.

Elbette şu an için bu algoritma mükemmel değil. Beyin tarama işleminin oldukça pahalı olması bu sistemin yaygın şekilde kullanılmasına bir engel teşkil edebilir. Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Marcel Just’a göre bu yöntemin ek olarak kullanılması oldukça verimli olabilir.

Toronto Üniversitesi’nden sinir bilimci olan Blake Richards, sonuçların ilginç olduğunu ancak testin teşhis için kullanılabilecek kadar güçlü olmayabileceğini belirtti. İntihar konusunu ele aldığımızda biyolojik durumları es geçmenin büyük bir hata olacağını dile getiren Richards, zihinsel yaşamımızın her yönünün biyolojik temeli bulunduğunu belirtiyor ve ekliyor : “Burada sorulması gereken soru klinik ortamda kullanılabilecek güvenilir bir testi geliştirmek için fMRI tarzı bir yöntemin gerçekten uygun olup olmadığı.”

Bu tarz çalışmalarda elde edilen sonuçların doğruluğu yüksek olabilir. Ancak programın klinik ortamda yararlı olabilmesi ve tıbbi bir müdahaleyi haklı kılabilmesi için tam anlamıyla mükemmel olması gerekir.

Bilim insanları bu çalışmayı oldukça az katılımcıyla gerçekleştirmiş olsa da gelecekte bu algoritmanın, intihar düşüncesi olan kişileri teşhis etmede veya psikolojik bozuklukların tedavisinin kişideki etkisini kontrol etmede kullanılabileceğine inanılıyor.

Paylaş

Cevapla