Gün içinde çalışırken olağan işlerinizi yaptığınızda kısa bir anlığına göz kapaklarınızın düştüğünü hissettiyseniz bilim insanları tarafından mikro uyku olarak adlandırılan olguyu yaşama ihtimaliniz oldukça yüksek.

Geçtiğimiz günlerde Discover’a ait yayın organlarında mikro uyku ile ilgili yayınlanan makalede beynin kilit alanlarının aynı anda birkaç saniyelik süre boyunca kapalı kalarak durumun yaşanmasına zemin hazırladığı belirtilirken, insanların bu anlarda tam anlamıyla uyumadığı ama aynı zamanda uyanık durumda da olmadığı belirtiliyor. Ayrıca araştırma da verimli bir uyku düzenine sahip olmayanlarda mikro uyku dan en çok etkilenenler arasında yer aldığı belirtiliyor.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan sinirbilimci ve uyku uzmanı Matthew Walker, mikro uyku için verimli uyku düzenine dikkat çekerken “Uykularınız ne kadar kısa olursa, hayatınız da o kadar kısa olur” diyerek uyku düzeni konusunda oldukça ciddi bir açıklamada bulundu.
Walker’a göre, bir saat eksik uyku bile insan sağlığı için zararlı olabilir. “1.6 milyar insan üzerinde yılda iki defa yürütülen küresel bir deney var ve bunun adı yaz saati uygulaması” derken, “Ayrıca ilkbaharda, bir saatlik uyku kaybı yaşadığımız zaman; ertesi gün yaşanan kalp krizi miktarında yüzde 24’lük bir artış gördüğümüzü biliyoruz.” şeklinde görüş belirterek eksik uykunun tehlikelerinden bahsediyor.

Mikro uyku ile ilgili 2012’de yapılan bir deneyde, denekler 50 dakika süren bir kumanda kolu kullanarak ekranda gezinen bir noktayı takip ettikleri bilgisayar oyunu oynarken oyun süresince araştırmacılar, deneklerin göz hareketlerini ve beyin faaliyetini gözlemleyerek; uyuklama işaretleri aramışlar. Deney raporuna göre denekler, ortalama olarak oyun süresince 79 bölümlük bir mikro uyku yaşamış ve bu mikro uyku evrelerinin bazıları tam olarak saniye sürdüğü tespit edilmiş.

Araştırmada, mikro uyku esnasında; beynin bazı bölümlerinin, kapanan duyarlılığı geri getirmeye çalıştığı, bu çabanın ise, mikro uyku esnasında kafanın aşağı düşmeye başladığı zaman hissettiğimiz ani ve istemsiz sarsıntıyı tetiklediği bulunmuş.

Aslında bir çoğumuzun yaşadığı ve masum anlardan oluştuğunu düşündüğümüz mikro uyku, masa başı işlerde çalışan kişiler için zararsız olarak görülebilse de aslında o kadar masum değil. Zira bir trafik araştırma ve güvenlik örgütü olan AAA Trafik Güvenliği Kurumu‘nun yaptığı araştırmalara göre, ABD’de meydana gelen ölümcül araba kazalarının yaklaşık %16.5’i “mikro uyku”dan kaynaklanıyor.

Yine yapılan bir başka araştırmaya göre “mikro uyku”nun yol açtığı en büyük felaketlerden birinin 2009 yılında gerçekleşen ve 227 kişinin ölümüyle üzücü bir şekilde sonuçlanan 447 numaralı Air France uçuşu olduğu ortaya konulmuş. Kaza ile ilgilenen müfettişler kara kutuyu incelediklerinde pilotun yalnızca bir saatlik uykuyla durmaktan şikayet ettiğini fark ederek konunun “mikro uyku” ile bağlantısını ortaya çıkarmışlardı.


Mikro Uyku Nasıl Önlenebilir?

2012 yılında Avustralya’daki Kaza Araştırmaları ve Yol Güvenliği Merkezi tarafından yürütülen bir çalışmada; uyuklayan sürücülerin ilk uyuklama belirtilerinde araçlarını kenara çekmesinin, büyük bir fark oluşturduğu keşfedilmiş. Araçlarını kenara çekmemiş olan yorgun sürücüler simülasyona göre, 15 kat daha yüksek kaza yapma ihtimali taşıdığı bulgusuna ulaşılmış.

Queensland Teknoloji Üniversitesi‘nin yayınladığı bir başka raporda ise, araştırma ekibinin sorumlusu olan Chris Watling “En önemli şey, uyuklama işaretlerini fark ettiğiniz zaman hemen durmanızdır. Direnmeye çalışmak iyi bir fikir değil.” diyerek mikro uyku atağıyla iyi geçinmemiz gerektiğini belirtiyor.

Mikro uyku ile mücadele konusunda piyasaya bazı ürünlerde sunulmuş durumda. Örneği sürücüyü mikro uyku anında sarsarak yeniden bilincini açmaya yardımcı olmak üzere tasarlanmış Steer marka bilezik. Kullanıcının nabzınızı gözleyen ve uykuya daldığını algıladığı anda bir elektrik şoku göndererek uyanmalarına destek olmaya çalışan Steer bilezikleri konunun tedavisi için yeteri oranda yaygınlaşamamış bir cihaz.

Tüm raporlara ve uzmanların tavsiyesine göre ise mikro uykunun en iyi çözümü, yeterli miktarda uyumak.

Paylaş

Cevapla