Yapılan araştırmalar Ay’da kutup bölgelerinin dışında su bulunduğunu ortaya koydu. Henüz Ay’daki su miktarı bilinmese de gelecek uzay görevleri için Ay yeniden bir hedef haline gelebilir.

İnsanoğlu 1970’lerde Ay yüzerine ayak basmış olsa da aslında uydumuzun sırlarını yeni yeni keşfetmeye başlıyoruz. Ay üzerine birçok araştırma yapılmış, örnekler incelenmiş olsa da insanoğlu yakın zamana kadar bu tozlu kürenin tamamen kurumuş olduğunu düşünüyordu. 2008 yılında daha önce Apollo görevleri sırasında getirilmiş örnekleri yeniden mercek altına alan bilim adamları bunun doğru olmadığını kanıtladı. O araştırmada Ay’ın kutup bölgelerinde su izlerine rastlanmış, dolayısıyla bu bölgedelerde belli miktarda su rezervi olduğu ortaya konulmuştu.

Şimdi yeni bir araştırma, Ay’da sadece kutuplarda su olmadığını gösteriyor. Bilim insanları Ay’daki su miktarını, içerisinde su kabarcıkları bulunan kaya örneklerine bakarak tahmin etmişti. Yeni yapılan araştırma, Ay yüzeyine dair daha kapsamlı uydu fotoğraflarını inceleyerek bu özel kayaların bulunduğu bölgeleri yeniden ele aldı. Bunun sonucunda su ihtiva eden kayaların sadece kutup bölgelerinde olmadığı, Ay yüzeyinin farklı bölgelerine yayılmış olduğunu tespit edildi. Daha önce Apollo görevleri sırasında iniş yapılan bazı bölgelerin yakınlarında da bu kayalardan yoğun şekilde mevcut.

Dolayısıyla Ay yüzeninin altında sanılandan daha fazla su bulunuyor olduğu ortaya konulmuş oluyor. Ancak şuan eldeki imkanlar bu su miktarını kesin olarak ölçmek için yeterli değil. Dolayısıyla su miktarı konusunda daha kesin tahminler yapmanın yolu yeni Ay ziyaretlerinden geçiyor. Fakat şu an için Ay’a yeniden gitmek konusunda ciddi bir çalışma bulunmuyor.

İnsanoğlu uzay görevlerinde su bulmaya ciddi bir önem veriyor zira bunun gelişmiş hayat için birinci şart olduğu düşünülüyor. Ayrıca su, insanoğlunun koloniler kurması açısından da gezegenlerde aranan birinci özellik. Ay’daki su miktarının bu açıdan ne kadar değerli ve faydalı olacağını şimdiden söylemek güç. Ancak gelecekte bizi Ay’a çekebilecek değerli bir kaynak olduğu da aşikar.

Nature Geoscience’da yayımlanan araştırma sonuçlarına bu linkten erişebilirsiniz.

Paylaş

Cevapla