Demografik anlamda metropoller yoğun nüfusların yaşam alanı olarak kabul edilirken İstanbul Dünya’nın önde gelen nüfus büyüklüğüne sahip sayılı metropollerinden biri olarak ön plana çıkıyor.

İş ve hizmet imkanlarının bir arada olmasıyla yoğun bir nüfus hareketliliğini bünyesinde barındıran İstanbul’da her geçen gün yeni yaşam alanlarına ihtiyaç duyarken, çarpık kentleşmenin getireceği doğal afet sıkıntılarının da önüne geçmek için çeşitli disiplinlerden bilim insanlarının projelerine ihtiyaç duyuluyor.

1950’lerden günümüze özellikle yoğun bir göç hareketi altında ezilen ve çarpık kentleşmeyle dere yataklarının çevresine konutlar ve yaşam alanları inşa edilen İstanbul kenti, kent yöneticilerinin çalışmalarıyla sel, su taşkını gibi çeşitli doğal afetlerden korunmak için dereleri çeşitli kanallar yöntemiyle taşıyarak yerleşim birimlerini koruma altına almışlardı.

2000’li yılların değişen bilimsel birikimi ve geliştirilen teknolojileri sayesinde, artan nüfus ve çeşitli etmenlerle dönem dönem yurttaşların yaşam alanlarını yeniden tehdit etmeye başlayan istanbul’a ait bir grup derenin geçtiğimiz dönemlerde İTÜNOVA TTO ve İBB iş birliği ile başlatılan çalışmalar kapsamında yeniden ıslahı, rekreatif alanların yaratımı ve akıllı şehir sistemlerine uygun hale getirilmesi amaçlandı. İstanbul kenti için oldukça önemli olan bu çalışmayı proje danışmanı İTÜ Mimarlık Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayriye Eşbah Tunçay ile konuştuk.

Paylaş

Cevapla